20 yıldır aralıksız çalışmasına rağmen sahip olduğu hiçbir şey yoktu. Ne bir alabilmişti, ne de bir araba. İstese belki bir motorsiklet alabilirdi ama ölüm korkusu ağır basıyordu.
Otobüsün en arka koltuğundan koridordaki kalabalığı izlerken, Akın geçmişini sorguluyordu. Binlerce insanın toplu taşımayla seyahat edişini düşünüp teselli buldu. Bu durum onun başarısızlığı değildi. Evet, iktidarın suçuydu bu. Peki hayatı boyunca asgari ücretle çalışan dayı oğlu nasıl almıştı beş yaşındaki arabasını? O da hiç yiyip içmiyordu. Bir araba için mi vazgeçmişti hayatın sunduğu eğlencelerden? Hoş, Akın’ın tadını çıkardığı eğlenceler nelerdi ki? Sanki İbiza’ya tatile gitti! Yurtdışına bir kere bile çıkmadı. Ama Türkiye’nin bazı güzelliklerini gördü…
Belki hiç sigaraya başlamamış olsaydı… Saçmalık! 10 yıl önce bu kadar pahalı bile değildi. Ara sıra arkadaşlarıyla rakı sofrası da kurmuştu. İnsan arkadaşlarıyla rakı içti diye arabasından olmaz herhalde. “Keşke yeni nesil gençler gibi iki senede bir iş değiştirseydim.” O zaman maaşının yüksek olabileceğine inanır gibi olmuştu. Ama şimdi onlar da iş bulamıyorlar. Bazıları en dandik yerlerde sıkışıp kalmıştı.
Şimdi ne yapabilirdi? Yaş kırkı geçti, ev kira, işe otobüsle gidiyor. Daha ne kadar bu şekilde devam edebilir ki? Kenarda birikmiş de yok. Varını yoğunu çocuklar okusun diye harcıyor. Okusunlar ki kendisi gibi… Kimi kandırıyorsun Akın! Artık okuyanlar da iş bulamıyorlar. O zaman çocuk neden okuyor? Neyse ineceği durağa gelmişti. Konu tehlikeli yerlere gidiyordu zaten. İş yerinde kafası dağılır belki…
Özgürlüğe Özlem Duyanlar